Nazım ÇAPRAZ
1976 - 1984
Çeltik tarlasından çelik sanayine: Karabük haddeciliğinin kilometre taşları.
İktisat Vekâleti, demir çelik sanayisinin kurulmasına yönelik ilk girişimleri başlattı.
Demir sanayisinin tesisine dair ilk kanun Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Türkiye'nin ilk entegre demir-çelik tesisinin 13 hanelik Karabük Köyü'nde kurulmasına karar verildi.
İngiliz Hükümeti ile 2,5 milyon sterlinlik kredi anlaşması imzalandı; yapım H. A. Brassert firmasına ihale edildi.
Tesisin temeline ilk harcı, dönemin Başbakanı İsmet İnönü koydu.
Makine montajlarına başlandı.
Karabük Demir Çelik Fabrikaları peyderpey işletmeye alındı.
Genç girişimciler ilk özel haddehaneleri kurdu; kütük demiri tavlayarak inşaat demiri üretmeye başladılar.
Karabük Özel Sektör Demir-Çelik Haddecileri Derneği kuruldu.
Haddehaneler Türkiye'nin ihracat hamlesinde pay sahibi oldu.
Haddehane sayısı 53'e kadar yükseldi.
19 üyemizle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
1976 - Günümüz
Derneğimize başkanlık etmiş isimler ve görev dönemleri.
1976 - 1984
1984 - 1988
1988 - 1990
1990 - 1992
1992 - 1996
1996 - 1998
1998 - 2002
2002 - 2004
2004 - 2010
2010 - 2011
2011 - 2012
2012 - 2019
2019 - Günümüz
Rahmetle anıyoruz
Karabük haddeciliğini kuran ve bugünlere taşıyan girişimciler.
1901 - 1969
1904 - 1967
1913 - 1980
1916 - 2007
1918 - 1983
1922 - 1972
1922 - 1971
1922 - 1980
1924 - 1981
1924 - 1970
1930 - 2018
1932 - 1967
1931 - 1991
1933 - 1975
1940 - 1995
1940 - 1994
1941 - 2019
1946 - 2007
1946 - 2013
1950 - 2011
1952 - 2009
1969 - 2011
Metalin doğuşu
Bu dağların arasında sıkışarak çoğalmağa başlayan halklar, artık bu dağ ve ormanlıklar içinde yaşayamaz hâle gelmişlerdi. Çünkü buraları onlara çok dar geliyordu. Yaşamak da artık çok güçleşmişti. Dağlar arasındaki tek geçitten geçmek de yine çok zor idi. Hepsi bir araya gelip bu dar geçitten nasıl geçeceklerini düşündüler ve kurtuluş için bir yol aradılar.
Hemen bu geçitte bir demir madeni vardı. Bu madeni işletir ve onları eriterek daima demir çıkarırlardı. Başka bir yol bulamayınca bu demir kapıyı eritip oradan çıkmağa karar verdiler. Hepsi bir araya gelip ormandan odunlar topladılar ve eşeklerle yük yük kömürler getirdiler. Ayrıca da körükler yaptılar.
Bu körükleri yapmak için de yetmiş baş at ve öküz kestiler. Bunların derilerini soyup sepilediler. Topladıkları dağ gibi odun ve kömürleri geçidin önüne yığdılar. Körükleri öyle dizdiler ki, ateş yanıp da körükler üflenmeğe başlayınca dağ hemen eriyip delinecekti. En sonunda ateşler yandı, körükler işledi ve geçit de eriyip parçalandı.
Bu sırada pek çok da demir elde edilmişti. Tabii olarak yol da açılınca, içeride hapsolan halkın hepsi dışarıya kolaylıkla çıkabildiler. Bu suretle bozkırlara yayılıp her biri bir yerde yerleştiler.